(Source: vallahisenbiliyorsun, via insanterbiyecisi)
sikerim
[video]
[video]
iş yerindeki tüm işleri bitirdiğimde saat 3e çeyrek vardı. içeri gidip kahve yaptım. süt tozunu az koydum (zengin insanlar bunlara coffeemate diyor) şekeri 2 tane. içeriden gelen sesler müşteri geldiğinin habercisiydi. bardağı mutfaktaki masaya koydum. sandalyeye oturdum, kameranın görmediği noktada olduğuma güvenerek sigara yaktım.
sigara bitti, kahvenin sonuna geldim. tadı çok tatlı gelmişti, şekeri bir adet atmam gerektiğini düşündüm. kahvenin sonunda ise şekeri hiç karıştırmadığımı fark ettim, elimi telefona atıp bildirimleri kontrol ettim, o sırada patronumuzun misafirleri geldi.
işte bu yazdıklarımın çıkış noktası : beyaz yakalı, göt yalayan bankacı minik burjuvalar. 45 yaşında 200 liralık makyaj alışverişi yapan kadınlar. 40lı yaşlarında 4.000 lira maaş alan, 2.000 lirasını eve 2.000 lirasını ise eskortuna harcayan iktidar sorunu olan ve belirli aralıklarla eczaneye gidip viagra alan adamlar. evde çocuğunun yüzüne gülmeyip eskortuyla şarap yudumlayan adamlar. Akrabaları tarafından “Çok iyi anne” diye övülen, AVMlerde yakışıklı erkeklere uzaktan uzaktan bakıp onları arzulayan kadınlar
Bu insanlar için sandalyeleri çıkarttım, masayı dışarı götürdüm. Çay koydum, 4 bardak 10 şeker. “AHAHA” diye gülüyorlarken çayları verdim. gülüşleri o kadar iticiydi ki çayın içine tükürmek istedim, içeri geçtim. sistemden reçetelere baktım, eksik ilaçları sipariş etmeleri için listeye ekledim, Türk kahvesi istediler, köpüklü. köpüklü nası yapıldığını bilmediğim için cezveye kahveyi koyup kaynayana kadar bekledim, sonra bardaklara koyup servis ettim. Teşekkür ettiler, 50 liralık abur cubur almışlar onları yediler.
Bu kadar hizmetten sonra, 67 yaşındaki Nurcan teyzeye kalp ilaçlarını götürdüm. Onun yüzündeki hüzünü gördüm. Üzerindeki eski kıyafetleri gördüm, İş yerindeki o beyaz yakalı orospu çocuklarını düşündüm, Nurcan teyzenin neden onlar gibi olamadığı kafama takılmıştı, İş yerine döndüğümde kalabalığı fark ettim. Sonra da dükkanın önündeki terk edilmiş masayı, bu binlerce lira alan orospu çocukları kahve içmeyi dahi bilmiyordu, güldüm. kalabalığa baktım. ağlayan teyzeye baktım, 2 3 adım attım yan dükkana, çok sevdiğimiz komşumuzu gördüm. yerde mosmor yatıyordu, iş arkadaşım nabzını ölçüyordu. cebinden 4 lira düştü, sokulluda oturuyordu, gidiş geliş parası. Parası olmadığı için kalp ilaçlarını alamıyordu amca. O yüzden kalp krizi geçirdi işte. ambulans geldi, kadın indi. geldi “bu bizim çağrımız değil” diyip gitmeye kalktı, bağırdık. o sırada iş arkadaşım ve ben ayağa kalktık. Çünkü amca ölmüştü. Orospu çocuklarını düşündüm.
[video]